Ana içeriğe atla

Başlangıç

Merhaba.

Blogun başlığı altına da yazdığım gibi bir süredir, aklımda olan ve dağınık halde notladığım düşünceleri belki de toparlamama vesile olacak bir blog açma fikrim vardı. Bugüne kısmetmiş. :)

Blog için biraz cool duracak bir isim aradım ama bulamadım. Kendi ismimle idare edeceğiz artık.

Tabii ki kaçınılmaz olarak en çok sinema üzerine yazmama vesile olacak bir alan burası, ama onun dışında da, hatta uzun vadede daha çok onun dışında, siyasete, felsefeye, gündelik hayata, ülkeye, hislere ve düşüncelere dair yazabilmek istiyorum. Umarım, blogların başına sıkça gelen durum gibi hızla unutuşa terk etmem.

Bu mecradan bir diğer beklentimse yazdıklarım üzerine tartışabileceğimiz bir alan olması. Umarım okuyanlar olursa içlerinden cevap verenler ve de soru soranlar olur. Cevaplardan ziyade soruları olan bir insanım. Ama yine de beklentim cevaplar değil, daha çok, hep soru.

Bu daha ve hala başlangıç... :)

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Edebiyatı artık neden sevmiyorum?

 Bugün bunu düşündüm. "Neden sevmiyorum?" diye değil de "edebiyattan neden koptum?" diye sorsam daha doğru belki de ama hiç bir zaman gerçek bir edebiyat tutkunu olmadım sanırım. Ama son 10 yılda okuduğum roman sayısı çok büyük olasılık iki elin parmaklarını geçmez. 2015 yılı önce büyük bir coşku (son hesapsız kolektif mutluluğum 7 Haziran'dı) arkasından da katliamlarla gelen sarsıcı bir yüzleşme içimdeki birçok şeyi öldürdü. Bazılarını ise güçlendirdi. Bu duygusal kopuşun benim edebiyattan kopuşumda da bir yeri vardır belki, çünkü 2015 öncesi daha çok okuduğumdan eminim. Ama gene de, edebiyat, özellikle de roman çok bildiğim, hakim olduğum bir alan değil.  Beni buraya getiren Ulus Baker'in  Akşam biraz fazla kaçırmışım, ne serüvendi ama!  başlıklı çarpıcı yazısı oldu. Neredeyse 30 yıl öncesinden bugüne uzanan bir duru görüyle sadece edebiyat değil, genel anlamıyla sanat üretimi açısından çok önemli bir şey yapıyor, metinle sınırlı bir okumayı ya da bu işler...

Vasatlaşmanın sistematiği 3 - Kanaatler toplumu

Bir önceki yazıda  günümüzde kurumlara ve toplumsal işleyişe egemen olan mutabakat ilkesinin sinema ve kültür alanında süregiden vasatlaşma ikliminde nasıl bir rolü olduğuna dair düşüncelerimi paylaşmıştım. Bu yazıda ise, bugünkü toplumsal yapıya dair ikinci bir eleştirel bakış açısının, 'kanaatler toplumu' kavramının yardımıyla açmak istediğim tartışmaları biraz daha genişletmek istiyorum. Ama tabii ki öncelikle bunu biraz daha net tanımlamak iyi olur. Bu yazıya da ilham veren ve bu kavramı teorik incelemesinin merkezine yerleştiren Ulus Baker'in 'kanaatler toplumu'na dair kapsamlı eleştirilerini özetlemek maalesef pek de mümkün değil. Yine de bir önceki yazıda giriş niteliğinde yaptığım tanımlamayı biraz daha somutlaştırmaya çalışayım. Kanaat kendine has ya da hakikatli bir düşünüşün ifadesi değil de hazır olarak edinilmiş bir yargının, basitleştirilmiş ve nüanslardan arındırılmış, basma kalıp bir görüşün ifadesi olarak tanımlanabilir. Latince kökenli 'opinion...

Nelere gülebiliriz? Kimleri eleştirebiliriz? - Mizahın Etiği, Eleştirinin Sınırları

Pınar Fidan'ın sosyal medyada kitlesel bir saldırıya maruz kaldığı günden beridir bir şeyler yazmak istiyordum ama bir türlü yolunu ve formülünü bulamamıştım. Bir yandan da toplu hezeyanların bitmediği ülkemiz başka vakalar üzerinden konuyu tekrar ve tekrar hatırlatmaktan geri durmadı. Biraz kafamı toplayıp içime dert olan ve birbirine temas eden iki konuya dair kafamdaki soruları ve düşünceleri yazıya dökmeye karar verdim. Bahsettiğim bu iki konuyu mizahın etiği ve eleştirinin sınırları olarak tanımlayabilirim. Öncelikle olay gününe geri dönmek ve kendi açımdan seyrini anlatmak istiyorum. Twitter’da Pınar Fidan’ın şovundan kesilen videoyla karşılaşmam birçok insanın aksine övgü ve destek dolu birkaç paylaşım vesilesiyle oldu. Sosyal medyada da takip ettiğim bazı tanıdıklarım Fidan’ın paylaşılan videosundaki mizahı çok zekice, cesur ve yenilikçi bulmuşlardı. O esnada saldırıya geçmiş gruptan kimseyi takip etmediğim için ilk izlenimim bence sakil ve özentili bir mizah yapan bir k...